GÖKÇEOĞLU, CandanOĞUZ, Şafak2026-08-062026-08-062026https://hdl.handle.net/20.500.12695/4308Yapay zekâ teknolojisi yaşamın tüm alanlarını hızla dönüştürerek yeni bir ekosistem kuruyor. Özellikle, büyük dil modelleri (LLM) gibi üretken yapay zekâ teknolojileri tarihte ilk kez bu kadar büyük ölçekli bir kitle tarafından çok hızlı bir şekilde benimsendi ve kullanılmaya başlandı. Yapay zekâ teknolojilerinin sağladığı fırsatlar tüm ekonomiler için değerlendirilmeye çalışılırken riskleri de ortaya çıkmaya başladı. Özellikle LLM ile ilgili çok ciddi bir epistemik krizin boyutları görünür olmaya başladı. Bu nedenle, tarihte ilk kez insanın bilişsel süreçlerini taklit eden bir makinenin doğasının yanlış değerlendirilmesinden ve insan yerine ikame edilmesinden kaynaklanan bir kriz yaşanmaktadır. İnsanın dünyada ilişkisi hakikat düzleminde gerçekleşir ve değerler ve sorumluluklar üzerinden davranışlara yansırken yapay zekânın hakikatle bir ilişki iddiası olmadığı gibi sorumluluğu da yoktur. İnsan yargısı, algıdan nedenselliğe, bellekten değerlere uzanan çok boyutlu bir sürecin ürünüyken LLM'lerin yargısı, yüksek boyuttu bir olasılık uzayında bir sonraki kelimeyi seçme işleminden ibarettir. İnsan, ne bildiğini ve ne bilmediğini ayırt edebilir, gerekirse yargıyı askıya alabilir. LLM'ler ise duramaz; her durumda bir cevap üretmek zorundadır. Yapay zekânın bağımlı olduğu insani değerler değildir, veriler ve algoritmadır. Algoritmaları ile verileri değerlendiren LLM'ler hakikat uzəyında değil, olasılıklar uzayında hareket ederler. Ortaya çıkan yanlılıklar veya halüsinasyon davranışı bile yapay zekâ tarafından değil, insanın değerlendirmesi sonucu bir sorun alanı olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan, özellikle finans alanında ahlaka mugayir kararlar vermesi de bu mimariden, yani yapay zekânın bilinç, sorumluluk ve niyetten yoksun olmasına rağmen bir fail olarak eyleyen olabilmesi veya eylemeye devam etmesi ile ilişkilidir. Ve bu nedenle Alev Alatlı'nın ifadesiyle ‘şerre bükülme’ olasılığı yüksektir. Asıl kriz de burada ortaya çıkmakta; anlamadan, niyetsiz ve sorumluluktan bağımsız biçimde üretilen çıktılar, hakikatle kurulan ilişkinin yerini almaya başlamakta ve sorumluluğu olmayan bir nesne epistemik bir özne gibi davranmaktadır. Yapay zekâ ite inşa edilen yenidünya simülasyonu gerçek dünyadan kopuşu hızlandırmakta ve insanları gerçek dünyadan temsiliyet olarak daha dar bir dünyada yaşamaya mahkûm etmektedir. Sorun, modellerin daha iyi eğitilmesiyle ya da daha yüksek doğruluk oranlarıyla ortadan kalkmayacaktır. Çünkü mesele performans değil, yapı meselesidir. Ne kadar ikna edici olurlarsa olsunlar, bu sistemler epistemik özne değildir. Onları öyleymiş gibi konumlandırmak, hem bireysel yargıyı hem de kurumsal sorumluluğu aşındırmaktadır. Bu nedenle yapılması gereken insan yargısını koruyacak epistemik, kurumsal ve ahlaki sınırları yeniden düşünmektir. Üretici yapay zekâ çağında asıl mesele yargının kimde kaldığı ve failin kim olduğudur. Çünkü sorumluluğu olmayan ancak eyleyen bir araçta adil, sahih ve insanî bir dünya kurmak mümkün değildir. Prof. Dr. Mahmut ÖZERtrinfo:eu-repo/semantics/openAccessII. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması KapadokyaOther246