Kapadokya Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@KÜNASİS, Kapadokya Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace'deki Bölümler
Koleksiyonlarını listelemek için bir bölüm seçin.
Listeleniyor 1 - 5 / 6
- Academic Units
- Administrative Units
- Cappadocia University Publications
- Regulations
- Data Warehouse
- Private Archives
Güncel Gönderiler
Evaluation of Seropositive Brucellosis Cases in Nevşehir, Türkiye: An 11-Year Analysis
(Karadeniz Teknik Üniversitesi, 2025) Akman, Nazife; Karat, Erhan
Epidemiological and clinical analyses of brucellosis are vital for
strengthening disease surveillance and case management strategies.
This study aimed to evaluate the epidemiological characteristics of
human brucellosis by seasonal distribution and year, and to
determine brucellosis seropositivity in the region. A retrospective
analysis was conducted of 4,510 suspected cases presented to
Nevşehir State Hospital between 2013 and 2023.The Rose Bengal
test (RBT) was used for screening, and RBT-positive sera were
evaluated with a standard tube agglutination test. Titers ≥1/160 were
considered diagnostic. Of the 4510 patients, 405 (8.98%) were RBT
positive, and 143 (35.3%) were confirmed with STA titers ≥1/160,
for an overall seropositivity rate of 3.18% (95% CI: 2.7-3.7). The
majority were male (72.7%), and the mean age was 35.4 years. Most
cases were linked to animal contact, with the incidence peaking in
the summer months. A sharp increase was observed in 2022. Our
findings demonstrate the prevalence of human brucellosis among
patients with a pre-diagnosis of brucellosis in Nevşehir, influenced
by occupational and seasonal factors. Strengthening animal
vaccination, public awareness, and diagnostic capacity are essential
to reduce the disease burden and improve surveillance. This study
provides important regional data to guide control strategies.
Liquid-like Slippery Surfaces via Ultrasound Activation and Grafting of Polydimethylsiloxane
(Kasım 2025) Çelik, Nusret Atioğlu, Zeliha Ozbaşaran Kara, Aleyna Ruzi, Mahmut Jiang, Shan Butt, Hans-Jürgen Onses, Mustafa Serdar
Slippery molecular coatings that dynamically repel
polar and nonpolar liquids are in urgent need for a diverse range of
applications. Nanoscopic films of grafted polydimethylsiloxane
(PDMS) have particularly attracted significant attention for their
liquid-like slipperiness, which arises from their flexible chains and
low surface energy. Herein, we present ultrasound-assisted
activation and grafting of methyl-terminated PDMS for generating
fluorine-free omniphobic coatings on silicon oxide-terminated
surfaces. Intense sound waves generated by an ultrasonic
homogenizer induce the activation of unreactive and inert
PDMS, allowing ambient grafting in less than an hour. The grafted
PDMS films with a thickness of ∼4 nm exhibit sliding angles below
17° for liquids with surface tensions ranging from 20 to 73 mN/m.
The sonochemical activation of PDMS under outdoor conditions and its subsequent deposition over square meters of surfaces
demonstrate the practical potential of the proposed method. The ultrasound activation enables the versatile preparation of liquid-like
slippery molecular coatings over large areas using inexpensive materials and ambient processes.
Hakas Harğa (Karga) Aşiretinin Köken Miti Üzerine
(16.01.2026) Okutan Davletov, Nükhet
Bu çalışma, esas olarak Güney Sibirya Türklerinden Şorların bir kolu olan ve günümüzde Hakaslar arasında Harğa
(Karga) adıyla varlığını sürdüren aşiretin köken anlatılarını ve bunların Şamanik inanç sistemi içerisindeki yerini
incelemektedir. Aşiretin köken mitinin farklı varyantları karşılaştırmalı olarak ele alınmakta, özellikle tufan, dağ, totem
hayvanı olarak kuşlar ve antropogonik mitlerdeki kriz temaları üzerinde durulmuştur. Anlatılarda Hara Tağ’ın soy dağı
ve kutsal mekân olarak merkezi konumu dikkat çekmektedir. Hakas folklorunda dağ, doğum ve ölümle ilişkilendirilen
bir mekân olmasının yanı sıra hem atalara dönüş hem de kutsal varlıkların ikamet yeri olarak tasvir edilmektedir. Bu
bağlamda Harğa aşiretinin köken miti, diğer Türk topluluklarının antropogonik mitleriyle paralellikler göstermektedir.
Çalışmada ayrıca Şamanizmde dağ kültünün, totemik hayvan anlatılarıyla birlikte toplumsal kimlik ve kolektif
hafızanın inşasında oynadığı rol ortaya konulmuştur. Son olarak Harğa aşiretinin etnik hafızasında karganın kurtarıcı
rol üstlenmemekle birlikte, Hara Tağ’ın kutsallaştırılması üzerinden soyun meşrulaştırıldığı görülmektedir.
Ritüel Sürekliliği Bağlamında Erken Orta Çağ ve Günümüz Sibirya Türklerinin Muskaları
(30.12.2025) Okutan Davletov, Nükhet
Bu makalede Güney Sibirya’daki eski Türk dönemi kurganlarında bulunan ve arkeologlar tarafından muska amacı taşıdığı belirtilen birtakım nesneler ile bunlar etrafında şekillenen uygulamaların, Erken Orta Çağ Türkleri ile bugün aynı bölgede yaşayan modern Sibirya Türkleri arasındaki inançsal devamlılığın örneklerinden olduğu ileri sürülmektedir. Bu amaçla özellikle hayvan uzuvları ve insan dişleri gibi kurgan buluntuları ile sözlü kültür ürünlerindeki motifler, etnografik dönem kayıtları ve günümüzden örnekler arasındaki benzerliklerin tespit edilmesine çalışılmıştır. Örneğin, L. A. Yevtyuhova ve S. V. Kiselev başkanlığında Altay’daki Kuray köyü yakınlarında kazısı gerçekleştirilen ve VII-IX. yüzyıllara tarihlendirilen kurganlardan birinde ölünün kemer çantasında bulunan insan ve kemirgen dişlerinin muska işlevi taşıdığı, yapılan analizler sonucunda mezar sahibinin diş hastalığından mustarip olduğunun anlaşılmasıyla ortaya koyulmuştur. Kızlasov da Tıva’daki eski Türk kurganlarında bulunan kemer çantalarının içindeki insan dişlerinin, diş ağrısı için muska görevi gördüğünü ifade etmektedir. Bu bilgiler ışığında kurgan buluntularına göre hasta ya da kusurlu dişin, sağlam benzeriyle değiştirilmek istendiği anlaşılmaktadır. Alan araştırmaları, günümüz Sibirya Türklerinin de çocuklarını diş ağrısından korumak için boyunlarına tay dişi astıklarını göstermektedir. Bu uygulamanın bir benzeri de Şamanizm mensubu Hakasların tǐs toyı yani diş toyu dedikleri törenden yıllar sonra yine süt dişleri üzerinden gerçekleştirdikleri bir uygulamada tarafımızca tespit edilmiştir. Çalışma boyunca çeşitlendirilen örneklerin analizinin ardından erken Orta Çağ’da bugünkü Hakas, Tıva ve Altay topraklarında yaşamış olan eski Türkler ile günümüzde aynı coğrafyada yaşamaya devam eden Sibirya Türkleri arasında Şamanizm bağlamında inançsal devamlılıktan söz etmenin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır.
Gunnarr Gjúkason’un Ölüm Öncesi Müzikal İcrasının Şamanist Yönü Üzerine
(26.12.2025) Okutan Davletov, Nükhet
Bu çalışma, Cermen-İskandinav anlatı geleneğinde yer alan Gunnarr
Gjúkason’un ölüm sahnesinde çalgı çalması motifini, mitolojik, kültürel ve ritüel
boyutlarıyla çok katmanlı bir analiz çerçevesinde ele almayı amaçlamaktadır.
Gunnarr, Völsunga Saga’da Sigurðr Fáfnisbani’nin kayınbiraderi olarak görünmekte
ve ilk etapta ikincil bir karakter izlenimi uyandırsa da, özellikle Atlakviða gibi farklı
varyantlarda dramatik ve sembolik yükü yüksek olan merkezi bir figüre
dönüşmektedir. Gunnarr’ın karakteri tarihsel bir kişi olmaktan ziyade, mitolojik
bilinç düzeyinde anlam yüklenmiş, sembolik bir aktör olarak yorumlanmaktadır.
Anlatıya göre Gunnarr, Hun kralı Atli (Attila) tarafından yılan dolu bir çukura atılır.
Anlatı varyantlarında farklılık göstermekle birlikte Gunnarr’a bir arp (ya da lir)
verildiği, onun da elleri bağlandığı için bu çalgıyı ayak parmaklarıyla çaldığı
aktarılmaktadır. Çaldığı müzikle yılanları uyutan Gunnarr, geçici bir kurtuluş anı
yaşasa da, nihayetinde yılanlar tarafından sokularak öldürülür. Bu çalışma, söz
konusu motifin yalnızca dramatik bir sahne veya kahramanlık göstergesi olmadığını,
aynı zamanda eski Şamanist inanç sistemlerinin bir iz düşümü olduğunu öne
sürmektedir. Şamanizm’de müzik yalnızca bir estetik öge değil, ruhlar ve tanrılar
âlemiyle iletişim kurma, esrime hâline geçme ve ayinsel rehberlik sağlama amacıyla
kullanılmaktadır. Sibirya Şamanları arasında yapılan etnografik gözlemler, çalgıların,
Şamanın öte âleme geçişini mümkün kılan birer sembolik araç olduğunu ortaya
koymuştur. Bu bağlamda müzikle ölümüne karşı koyma çabası, Hristiyan teolojik
düşüncesiyle bağdaşmamaktadır. Aksine kader karşısında doğaüstü güçlerle son bir
temas kurma çabası, hatta bir tür Şamanist ölüm ritüeli icra etme girişimi olarak
değerlendirilebilir.












