Kapadokya Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@KÜNASİS, Kapadokya Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

DSpace'deki Bölümler
Koleksiyonlarını listelemek için bir bölüm seçin.
Listeleniyor 1 - 5 / 6
- Academic Units
- Administrative Units
- Cappadocia University Publications
- Regulations
- Data Warehouse
- Private Archives
Güncel Gönderiler
Yutma Güçlüğünün Değerlendirilmesi
(Türkiye Klinikleri, 07.10.2025) Çiğdem Eryılmaz Canlı
Disfaji (yutma bozukluğu), katı veya sıvı gıdaların ağız boşluğundan mideye geçişinde anormal bir güçlük veya gecikme olarak tanımlanır. Disfaji orofaringeal veya özofageal fazda ortaya çıkabilir. Orofaringeal disfaji, yutmanın oral hazırlık ve farengeal evrelerindeki bozuklukları ifade ederken, özo- fageal disfaji yemek borusundaki taşıma evresindeki bozuklukları tanımlar. Yutma bozukluklarının altında yatan nedenler çok çeşitlidir ve genellikle, nörolojik, yapısal ve mekanik, medikal veya gelişimsel kategorilerde incelenir. Yutma bozukluğu yaşayan bireyler için, klinik değerlendirme ve enstrümental değerlendirme önerilmektedir. Yutma bozukluklarının yönetimi, altta yatan nedene, disfajinin şiddetine ve hastanın özelliklerine göre değişkenlik göstermekle birlikte, temel amaç güvenli ve yeterli beslenmenin sağlanması ve aspirasyon komplikasyonlarının önlenmesidir. Yutma bozukluklarının tedavisinde eğitim, diyet değişiklikleri ve egzersizler; enteral beslenme veya cerrahi düzeltmeler vardır. Yutma bozukluklarının değerlendirilmesi ve yönetimi, disiplinlerarası iş birliğini zorunlu kılan kompleks bir süreçtir. Entegre yaklaşımların, tek bir disiplinin izole çabasına kıyasla, disfaji yönetiminde çok daha iyi sonuçlar verdiği bilinmektedir.
Sağlık Profesyonellerinde Mesleki Kimlik
(Nobel akademik yayıncılık, 2025) Tuğyan Ayhan, Deniz
Fizyoterapistlik mesleği, multidisipliner sağlık hizmetleri içinde belirli bir uzmanlık alanı olarak net görev ve sorumluluklara sahiptir. Türkiye‘de Sağlık Bakanlığı tarafından tanımlanan mevzuat ve ulusal eğitim programları, fizyote- rapistlerin görev tanımlarını ve uygulama sınırlarını belirleyerek mesleki kim- liklerinin oluşmasına katkı sağlamaktadır. Ancak uygulamada fizyoterapistlerin mesleki özerkliği, uzman hekim yönlendirmesine bağlı olarak sınırlı kalmakta ve bu durum, klinik karar verme süreçleri ile uygulama kalitesini dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Klinik uygulamaları içeren Fizyoterapi ve Rehabilitasyon eğitimi ile lisans ve lisansüstü düzeyde verilen teorik bilgiler, mesleki kimliğin temelini oluşturmaktadır. Klinik uygulamalar, öğrencilere mesleğin pratik uygu- lamalarını öğrenme fırsatı sunarak, mesleki değerleri içselleştirmelerini sağla- maktadır. Mesleki kimlik gelişiminde, stajlar ve klinik uygulamalar kritik öne- me sahiptir. Ayrıca, lisans sonrası yüksek lisans ve doktora eğitimleri, klinik uzmanlaşma ve araştırma becerilerinin kazanılmasını sağlayarak fizyoterapistle- rin profesyonel yetkinliğini ve verilen sağlık hizmetini iyileştirmektedir. Mesle- ki dernekler ve akademik toplantılar, fizyoterapistlerin mesleki haklarını koru- ma, meslek değerlerini görünür kılma, bilgi paylaşımı ve mesleki ağ oluşturma açısından önemli platformlardır. Bu yapılar, fizyoterapistlerin aidiyet duygusu- nu güçlendirerek mesleki kimliğin pekişmesine katkıda bulunmaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye‘de fizyoterapistlik mesleğinin gelişimi, eğitim prog- ramları, mevzuat, klinik uygulamalar ve mesleki derneklerle desteklenen sosyal ve profesyonel ağlar sayesinde sürdürülebilir bir yapıya sahiptir. Mesleki özerk- liğin artırılması ve ―doğrudan erişim‖ gibi uygulamaların hayata geçirilmesi, fizyoterapistlerin yetkinliğini ve mesleki kimliğini güçlendirecek, aynı zamanda multidisipliner sağlık hizmetlerinin kalitesini yükseltecektir. Gelecekte, eğitim, klinik uygulama ve profesyonel uygulama süreçlerinin entegre bir şekilde yöne- tilmesi, Türkiye‘de fizyoterapistlerin ulusal ve uluslararası alandaki görünürlü- ğünü ve profesyonel değerini daha da artıracaktır.
Kültürel ve Sosyal Sermaye Açısından Özel Gereksinimli Çocukların Eğitsel Durumlarının İncelenmesi
(31.12.2025) Esin, Özge Kübra; Duman, Gökhan
Çocukların eğitsel ve sosyal yaşamlarında karşılaştıkları başarısızlıkların kökeninde sıklıkla sahip olunan kültürel sermaye ve sosyal sermaye aktarımındaki eksiklikler yatmaktadır. Bu nedenle araştırmada kültürel sermaye ve sosyal sermaye açısından özel gereksinimli çocukların eğitsel durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel verilere dayalı, durum çalışması (case study) modelindedir. Araştırmanın örneklemi, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Bu kapsamda örneklem, okul öncesi eğitim döneminde, tıbbi ve eğitsel tanıya sahip, tam zamanlı kaynaştırma uygulamalarına ve özel eğitim hizmetlerine devam eden 3 kız ve 3 erkek özel gereksinimli çocuk ile çocukların annelerinden oluşmaktadır. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada görüşmelere ek olarak gözlem, saha notları ve çocukların dönem sonu değerlendirme formları kullanılmıştır. Böylece üçgenleme (triangulation) yolu ile geçerlik sağlanmıştır. Elde edilen nitel veriler, tematik analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Bulgular, katılımcıların düşük eğitim düzeyine, sınırlı ekonomik koşullara ve kırsal yaşam alanlarına sahip olmalarının, çocukların okul dışı eğitsel ve sosyal etkinliklere erişimini ve akademik başarılarını kısıtladığını göstermektedir. Ebeveynlerin sınırlı kültürel pratiklerle çocuklarını destekledikleri, resmi prosedürlerde ve okul içi süreçlerde temel düzeyde deneyim kazandıkları belirlenmiştir. Sosyal sermaye açısından ise ebeveynlerin çevreleri ile güçlü bağlara sahip oldukları, kurumsal ve köprüleyici sosyal ağlarda sınırlı kaldıkları ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları, ebeveynlerin sahip oldukları sermayenin çocuklarının eğitsel gelişiminde belirleyici olduğunu ve Bourdieu’nün sermaye kuramlarıyla uyumlu bulgular sunduğunu ortaya koymaktadır. Çocuklar akademik ve sosyal açıdan sınırlı bir destek görmektedir. Bu nedenle, ebeveynlerin kültürel sermaye ve sosyal sermayelerini artıracak politika ve kurumsal destek programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.
Türk Dış Politikasında Güncel Konular
(04.08.2025) Erol, Mehmet Seyfettin; Erol, Nilüfer; Erin, Zeynep Çağla; Oğuz, Şafak
Küresel ve bölgesel rekabet uluslararası ilişkilerde baş döndürücü bir değişim ve dönüşümle sonuçlanmaktadır. Devletler arası savaşlar, iç savaşlar, terörizm, ekonomik ve teknolojik rekabet, artan nüfus artışıyla birlikte kıt kaynakların her geçen gün daha da kritik hale gelmesi, düzenli ve düzensiz göçler, salgın hastalıklar devletlerin güvenlik anlayışını hızla değiştirmekte, bu karmaşık ve hızla değişen gündemde karar almak ve uygulamak daha da zorlaşmaktadır. Küresel ve bölgesel rekabette önemli rol oynayan Türkiye bu gelişmelerden önemli derecede etkilenirken, uluslararası politikada da etkin rol oynamaktadır. Bu açıdan Türk dış politikasında alınan kararlar uluslararası ilişkileri etkilerken, aynı zamanda Türkiye’nin güvenliğinde de temel rolü oynamaktadır. Uluslararası İlişkilerdeki gelişmeleri yakından takip etmek ve doğru okumak, dış politikada karar almak konusunda temel rolü oynamaktadır. İlgili devlet kurumları kadar üniversiteler ve düşünce kuruluşları da bu süreçte önemli rol oynamaktadır. Kapadokya Üniversitesi (KÜN) ve Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) iş birliğinde yürütülecek bu proje ile Türk Dış Politikasına yönelik güncel konuların bu konudaki uzmanlar ile tartışılması, ele alınması ve Türk Dış Politikasında alınacak kararlara ışık tutması amaçlanmaktadır.
An Examination of Foreign Language Learning Anxiety and Stress Factors on the Path to Success from the Perspective of Undergraduate Students
(Tuğba İMADOĞLU KALKAN, Ocak 2026) İmadoğlu Kalkan, Tuğba
This study aims to examine the dimensions of anxiety and stress experienced by undergraduate students in the Department of Aviation Management during the process of learning a foreign language, the strategies they use to cope with these emotions, and the impact of these factors on their academic success. Conducted using a qualitative research method, the study adopts a phenomenological design and criterion sampling technique; data were collected from 66 students through a semi-structured interview form. As a result of the analysis, five main themes were identified: “sources of foreign language anxiety, stress triggers, coping strategies, methods of increasing success, and the effect of anxiety and stress on success.” It was found that students most frequently experienced anxiety due to fear of making mistakes while speaking, feelings of inadequacy, and the stress of speaking in front of a group. While some students coped with this anxiety by using strategies such as listening to music, breathing exercises, and social interaction, others resorted to avoidance behavior, distancing themselves from learning environments. Social support showed positive effects in managing anxiety. The study highlights the importance of emotional and psychological factors in foreign language learning and emphasizes the necessity of student-centered, supportive learning environments. Establishing learning settings that understand students' emotional processes and foster awareness and support plays a critical role in learning efficiency. Practices that enhance emotional resilience (e.g., breathing exercises, role-playing, small group discussions) should be integrated into teaching processes, and cooperation with counseling units should be strengthened.












