Grafik Tasarımı - Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Öğe Nevşehir Örneğinde Kültürel Miras Simgelerinin Grafik Tasarım Yoluyla Sanatsal Pano Tasarımlarına Dönüştürülmesi(The Journal of Academic Social Science Studies, 30.03.2026) Ağca, ÇağhanKültürel miras, kentlerin tarihsel sürekliliğini görünür kılan ve toplumsal belleğin aktarımında önemli rol üstlenen temel unsurlardan biridir. Bu mirasın kamusal alanda etkili biçimde temsil edilmesi, çağdaş grafik tasarım uygulamaları aracılığıyla geliştirilen görsel iletişim çözümleriyle mümkün olabilmektedir. Bu çalışma, Nevşehir örneğinde kültürel miras simgelerinin grafik tasarım ilkeleri doğrultusunda yeniden yorumlanarak sanatsal pano tasarım önerilerine dönüştürülmesini amaçlamaktadır. Araştırma, tasarım temelli nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülmüştür. Veri toplama sürecinde saha fotoğrafçılığı ve doküman analizi yöntemleri kullanılmış; Nevşehir’in Ürgüp, Avanos ve Mustafapaşa beldelerinde yer alan konak, kilise, cami, köprü ve çeşme gibi tarihî yapılarda bulunan motifler ile bölgeye özgü kültürel simgeler görsel olarak belgelenmiştir. Elde edilen görsel veriler, tematik analiz yöntemiyle biçimsel özellikler, simgesel anlamlar ve grafik tasarıma uyarlanabilirlik ölçütleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Analiz edilen motifler dijital ortamda vektörel piktogramlara dönüştürülmüş; tipografi ve renk unsurlarıyla bütünleştirilerek sanatsal pano tasarım önerileri geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen tasarım bulguları, kültürel miras simgelerinin sadeleştirilerek çağdaş grafik tasarım diliyle yeniden yorumlanmasının, kamusal alanda estetik ve bilgilendirici bir görsel iletişim potansiyeli sunduğunu ortaya koymaktadır. Geliştirilen sanatsal panolar, kültürel değerlerin görünür kılınmasını amaçlayan estetik ve işlevsel tasarım çıktıları olarak ele alınmaktadır. Araştırma, kültürel miras temelli grafik tasarım uygulamaları için uygulanabilir bir tasarım modeli önererek, benzer nitelikteki tasarım odaklı çalışmalara yöntemsel ve kavramsal bir çerçeve sunmaktadır.Öğe AMBALAJ TASARIMINDA İŞLEVSELLİK VE SİLİNDİR FORMUNDAKİ GIDA AMBALAJLARI İÇİN BİR SİSTEM ÖNERİSİ(Ulakbilge, 30.09.2018) Birsen Çeken; Merve Ersan; Çağhan AğcaAmbalaj, ürünün taşınma ve depolanması da göz önünde bulundurularak elverişli bir malzeme ile tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde paketlenmesi ya da sarılması işlemidir. Ambalajlamanın kökeni ilkel insanların yiyeceklerini daha sonra kullanmak üzere içgüdüsel olarak buldukları çözümlere dek uzanır. Yaşamlarını idame ettirebilmek için ilk insanlar gıda maddelerini daha sonra tüketmek üzere korumak, sarmak, saklamak ve taşımak gibi amaçlarla doğada bulunan ağaç yaprakları, meyve kabuğu, hayvan derisi gibi maddeleri kullanmış, daha sonraları uygarlaşma sürecinde bu malzemeler sepet, tahta fıçı, şişe gibi nesnelere ve son olarak günümüzde kullandığımız metal, plastik, cam ya da kâğıt malzemelerden üretilmiş modern koruyucu ambalajlara dönüşmüştür. Başlangıçta sadece ürünleri koruma ve taşıma ihtiyaçlarını karşılayan ambalaj tasarımı, ticaret ve rekabetin gelişmesiyle reklam ve işlevsellik görevlerini de üstlenmiştir. Tüketici ürünü satın aldıktan sonra ambalaj ile olan ilişkisi bitmez. Ürünü taşırken, açma, kapama, kullanma ve çöpe atma esnasında sürekli olarak ambalaj ile ilişki içindedir. Tüm bu deneyim onun ürünle ilgili zihninde oluşan imajı tamamlar ve bir sonraki sefer satın alma kararında etkili olur. İşlevsel ambalaj tasarımları, herhangi bir ürünün değerini ve genel kullanıcı deneyimini arttırmanın bir yoludur. Bunun yanı sıra markalar, ürünle ilgili olsun olmasın, ambalaj tasarımlarına alternatif kullanımları dahil ederek kullanıcı ve ürün etkileşimini geliştirebilir. Bu çalışmada; ambalaj tasarımı işlevsellik açısından incelenerek, silindir formundaki gıda ambalajları için bir tasarım önerisi sunulmuştur.Öğe AMBALAJ VE ETİKET TASARIMI EĞİTİMİNDE SEMİNER–ATÖLYE MODELİNİN ÖĞRENCİ ÇIKTILARI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ(NWSA, Fırat Akademi, 25.01.2026) Ağca, ÇağhanÇalışma, ambalaj ve etiket tasarımı eğitimi kapsamında uygulanan seminer–atölye modelinin öğrenci tasarım çıktıları üzerindeki etkisini nitel durum çalışması yaklaşımıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Mucur Meslek Yüksekokulu Grafik Tasarım Programı’nda öğrenim gören 45 öğrenci ile yürütülmüştür. Kuramsal içerikli seminerin ardından gerçekleştirilen uygulamalı atölye sürecinde öğrencilerden zeytinyağı ürünü için özgün etiket tasarımları geliştirmeleri istenmiştir. Veri seti, öğrenci tasarım ürünleri ve süreç gözlemlerinden oluşturulmuştur; veriler önceden belirlenen tasarım ölçütleri temelinde betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Bulgular, seminer destekli atölye modelinin öğrencilerin tipografik hiyerarşi kurma, renk stratejisi geliştirme ve görsel organizasyon becerilerini sistematik biçimde kullanmalarını desteklediğini göstermektedir. Sonuç olarak, çalışma kuram–uygulama bütünlüğüne dayalı seminer–atölye modelinin ambalaj ve etiket tasarımı eğitiminde etkili bir pedagojik yaklaşım sunduğunu ortaya koymaktadır.Öğe Grafik tasarımda sürdürülebilir ambalaj yaklaşımları: Güncel eğilimler üzerine bir inceleme(Uluslararası İletişim ve Sanat Dergisi, 2026, Nisan) Ağca, ÇağhanÇalışma, grafik tasarım disiplininde sürdürülebilir ambalaj tasarımını güncel eğilimler doğrultusunda incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde hızla artan çevresel sorunlar, kaynakların tükenmesi ve tüketici farkındalığının yükselmesi, ambalaj tasarımında sürdürülebilirliğin öne çıktığı çözümleri zorunlu hâle getirmiştir. Çalışmada literatür taramasına dayalı nitel inceleme yöntemi benimsenmiş, sürdürülebilir ambalaj tasarımının grafik tasarım ilkeleriyle ilişkisi malzeme seçimi, minimal tasarım anlayışı, yeniden kullanılabilirlik, geri dönüştürülebilirlik ve kullanıcı deneyimi boyutları üzerinden ele alınmıştır. Ayrıca son yıllarda öne çıkan biyobozunur malzemeler, sade ambalaj tasarımları ve dijital baskı teknolojilerinin sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bulgular, sürdürülebilir ambalaj tasarımının sadece malzemeye dayalı bir yaklaşım olmadığını aynı zamanda tipografi, görsel hiyerarşi, bilgi tasarımı ve kullanıcı odaklı grafik tasarım unsurlarıyla birlikte kapsamlı bir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Çalışma, grafik tasarımcıların sürdürülebilir ambalaj geliştirme süreçlerinde üstlenebileceği stratejik rolleri görünür kılmakta ve alandaki kuramsal tartışmalara bütüncül bir bakış sunmayı hedeflemektedirÖğe Kapadokya Bölgesi Özelinde Doğa ile Kurulan Bağ ve Bireysel Seramik Uygulamalar(Art-e Sanat Dergisi, Aralık 2025)Sanat ediminde doğa imgesi önemli bir ilham kaynağı olma niteliği taşır. Doğa, bireyin duygu ve düşüncelerini etkileyerek belirli bir algı oluştururken aynı zamanda bilim ve sanatın temel konularından biri haline gelmiştir. Bireyin doğa ile kurduğu etkileşim sonucu zihninde şekillenen imgeler, işlenerek dönüşüme uğrar ve imgelem aracılığıyla yeniden inşa edilerek sanat eserine dönüşür. Bu çalışma kapsamında, Kapadokya Bölgesi doğasının imgeleri sanatsal bir yorumla ele alınmıştır. Bölgenin yeryüzü oluşumlarının sanatta bir ifade biçimi olarak kullanımı çerçevesinde değerlendiren sanatçı okumalarının yanı sıra Peribacaları özelinde bireysel yorumlamalar söz konusudur. Bu yorumlamalar, elle şekillendirme yöntemiyle oluşturulan beyaz bünyelerde gerçekleştirilen yüzey çalışmalarının biçim, doku ve renk unsurlarına odaklanmaktadır.Öğe Çatalhöyük Buluntularının Seramik Sanatı Bağlamında Yeniden Yorumlanması(Turkish Studies, 25 Ağustos 2025)İnsanlık tarihi bakımından değerlendirildiğinde antik dönem ve o döneme ait olan her türlü üretim, dönemin yaşam tarzı, alışkanlıkları, toplumsal ve kültürel yapısı gibi birçok alanda bilgi vermektedir. Bu bilgilerin tümü insanlık tarihine ışık tutmaktadır. Özellikle Antik dönemden günümüze kadar olan süreç incelendiğinde avcı-toplayıcı insan topluluklarının günümüz modern yaşam alanlarını şekillendirmesi bir anlamda da ortak kültürel yapıyı oluşturmaktadır. Antik dönem bakımından bilgi, kültür ve yapı bağlamında “ilk”leri yaşayan Çatalhöyük yerleşkesi insanlık tarihi sürecinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Arkeolojik buluntuların niteliği ve sayısı bakımından da dikkat çeken Çatalhöyük antik yerleşkesi hem arkeologlar hem de sanatçılar tarafından uzun süredir mercek altına alınmış ve bir esin kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Bu durum özellikle haklarında yazılı belgelerin olmadığı toplumların yaşamlarına dair ipuçlarının ortaya çıkarılmasında günümüzde de oldukça önemli bir anlam taşımaktadır. Bu çalışma bağlamında, Neolitik Dönem’in en önemli antik yerleşim alanlarından biri olan Çatalhöyük’ün maddi kültür kalıntıları günümüz sanatsal ifade biçimleri açısından çağdaş sanat bağlamında güncel sanatçılar özelinde yeniden değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, sanat temelli bir araştırma yöntemine dayanarak, araştırma sürecinde, Çatalhöyük’ün kültürel ve görsel mirasına ilişkin literatür taraması yapılarak, arkeolojik ve sanatsal kaynaklar incelenerek elde edilen bilgiler doğrultusunda, geçmişten günümüze uzanan sembolik ve biçimsel öğeler analiz edilerek çağdaş sanat ve plastik sanatlar alanında üretim yapan sanatçıların Çatalhöyük temalı eser örnekleri incelenmiştir. Ayrıca makale kapsamında; Çatalhöyük seramik buluntularının form, desen, renk, teknik özelliklerinin sosyal ve günlük yaşam ilişkisi değerlendirilerek akademisyen/sanatçı Seda Özcan Özden’in özgün bireysel seramik üretimleri aracılığı ile yeniden yorumlanmaktadır. Genel bir değerlendirme ile bu çalışma, Çatalhöyük antik yerleşkesine ait buluntuların çağdaş sanatçılar tarafından yeniden yorumlanması aracılığı ile dönemin görsel kültürünün zenginliğini geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurarak gelecek nesillere de bir ilham kaynağı oluşturması durumuna da odaklanmaktadır.Öğe Çağdaş Sanatta “Doğa” İzdüşümleri(Uluslararası Sanat ve Estetik Dergisi, 2025) Bağırlı, Rasim; Özcan Özden, Sedaİnsan ve doğa arasında yer alan “bağ” bir anlamda karşılıklı etkileşimi ve iletişimi de içinde barındırmaktadır. Bu durum elbette, doğa ve doğaya ait olan her olayı kapsamaktadır. İlk insanın ortaya çıkışında öncelikle barınma ve beslenme gibi sınırlı olan bu etkileşimin zaman içerisinde neredeyse sınırsız bir etkileşim alanı oluşturmasından söz etmek mümkündür. Geçmiş, günümüz ve gelecek fark etmeksizin doğanın sanatın merkezinde yer alması veya doğal malzemelerin kullanılması da söz konusudur. İlk olarak mağara duvarlarının bir tuval gibi uygulama alanı olması dönemin insanlarının kendilerini ifade etmeleri biçiminde de değerlendirilebilinir. İnsan-doğa arasında bireysel ve toplumsal ölçekte karşılaşmalar aynı zamanda sanat alanında da hem kavramsal boyutta ifade edilmiş hem de bir uygulama alanı olarak doğanın özne konumuna gelmesini sağlamıştır. Plastik sanatlar alanında yaşanan değişim ve dönüşümlerin 1960 sonrasında farklı bir boyut kazanarak temsilden uzaklaşarak kavrama öncelik vermeleri durumu doğanın sanata yansıması konusunda da bazı öncül düzenlemeleri alana kazandırmıştır. Genel olarak teknolojinin gelişimi ve artan nüfus üzerine odaklanan insan-doğa ilişkisi ne yazık ki dünya çapında yaşanan çevresel sorunları ortaya çıkarmıştır. İnsanı bireysel ve toplumsal olarak kapsayan bu doğa, kavramsal bağlamda özellikle sanat alanında yaygın biçimde kullanılmaktadır. Doğa ve sanatın karşılıklı etkileşimi hatta bir anlamda iletişimi derin bir bağ ile oluşturmaktadır. Aslında bu bağ ilk insanların mağara duvarlarına resmettikleri yaşam sahnelerinden günümüz sanatına kadar uzanan uzun bir yolculuğa şahitlik etmektedir. Genel bir değerlendirme ile, bu çalışma, doğanın korunması ve gelecek nesillere çevre bilincini kazandırılarak ekolojik dengenin yeniden sağlanmasını odağına alan Christo ve Jeanne-Claude, Ludovico Einaudi, Cai Guo-Qiang ve Ai Weiwei gibi sanatçıların üretimlerine odaklanmaktadır. Bir anlamda gelecek nesillere daha iyi bir gelecek verebilmek umudu ile sanatçıların doğa ile kurduğu ilişki bu makale özelinde değerlendirilmektedir.Öğe Seramik Bünyelerde “Kadın Portreleri” Üzerine Bireysel Söylemler(Sanat ve Tasarım Dergisi, 2025) Özcan Özden, SedaKüreselleşme ile birlikte farklı disiplinlerin arasındaki duvarlar eriyerek günümüz sanatının uygulama biçimlerine yön vermeye başlamıştır. Birbirinden beslenen disiplinler arası yaklaşım ile sanatçılar, çeşitli malzeme ve tekniklerin sunduğu imkânları kendi özgünlükleri ve ifade özgürlükleri çerçevesinde değerlendirerek sanat dünyasında büyük bir çeşitliliğin oluşmasına katkıda bulunmakla birlikte, dönemlerine özgü imgeler üreterek sanatsal yönelimlere etki etmektedirler. Bu bağlamda, kadın imgesi tarihsel süreç boyunca toplumsal değerleri, kültürel kodları ve teknolojik gelişmeleri yansıtan bir göstergeye dönüşmüştür. Sanat, toplumsal yapıdan bağımsız düşünülemeyeceğinden, kadın temsilleri üzerinden dönemsel kadın algısı okunabilmektedir. Bu çalışma, sanatta kadın imgesinin seramik sanatı bağlamında portre okumalarını ele almakla birlikte sanatta kadın portrelerinin teknik olanaklarla dönüşümünü ve Seda Özcan Özden’in seramik üretimlerinde kadın imgesine yaklaşımını incelemektedir.Öğe Satoru Hoshino’nun Mekânsal Seramiklerinde Sezgisel Süreç(International JOURNAL OF SOCIAL, HUMANITIES AND ADMINISTRATIVE SCIENCES, 30.05.2025) Özcan Özden, SedaSanatın üretim süreci her sanatçı için farklı ve karmaşık bir yapıda olabilir. Bu durum içinde öznelliği ve özgünlüğü de kapsamaktadır. 1960’lardan sonra sanatçıların üretimleri algı boyutlarını değiştirmiş ve daha çok eylemsel sürece odaklanmalarını da sağlamıştır. İzleyici ile sanatsal üretimlerin karşılıklı ilişkide olması durumu sanat mekânına dair yerleşik algının da değişimine yol açmıştır. Sanat alanında mekâna yüklenen anlamların değişmesi ve izleyicinin çalışmalara mekân bağlamında katılması durumu bu çalışmanın konusu olan Satoru Hoshino’nun mekânsal seramiklerinde de söz konusudur. Genel bir değerlendirme ile sanatçı dünya çapında geniş ölçekli heykelleri ve mekânla bütünleşmiş enstalasyonlarıyla bilinmektedir. Çalışmada, sanatçının seramik eserleri mekân bağlamında değerlendirilmiştir. Hoshino’nun seramik sanatının çarpıcı örneklerini içinde barındıran büyük ölçekli enstalasyonları sergileme mekânlarına özgün üretimlerle ortaya çıkmaktadır. Sanatçının bu çalışmaları yapım, uygulama ve montaj aşamalarında oldukça yoğun emek gerektirmektedir. Satoru Hoshino’nun mekânsal seramikleri, sanatçının sezgisel yaratım sürecinin bir yansıması olarak şekillenir. Doğayla kurduğu organik ilişki, el ile malzeme arasındaki doğrudan etkileşim ve rastlantısallığa verdiği alan, eserlerine dinamik ve akışkan bir karakter kazandırır. Hoshino’nun seramik anlayışı, önceden belirlenmiş formlardan ziyade, yaratım sürecinde şekillenen, mekâna uyum sağlayan ve izleyiciyle doğrudan ilişki kuran eserler üretmeye dayanır. Bu yaklaşım, seramiği sadece bir nesne olmaktan çıkarıp, mekânsal bir deneyime dönüştürerek izleyiciyi içine çeken bir sanat pratiği sunar. Sonuç olarak, Hoshino’nun sezgisel süreci, onun seramik sanatına getirdiği yenilikçi bakış açısını vurgularken, malzemenin doğasına duyduğu derin saygıyı ve seramiğin sınırlarını zorlayan sanatsal yaklaşımını gözler önüne serer. Ayrıca parçadan bütüne elle şekillendirilmiş seramik parçalardan oluşan bu enstalasyonları izleyiciler içinde bir deneyim alanı olarak değerlendirmek mümkündür.Öğe Sanatta Öznenin Biyografik İnşası(Atatürk Üniversitesi, 2021) Özcan Özden, Seda; Özgündoğdu, Adile Feyza“Sanatta Öznenin Biyografik İnşası” isimli bu çalışma, insan duygusunun yaratımı olan sanat yoluyla biyografik anlatımın ifadeleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Sanat ve özne kavramı ilişkisi, sanat öznesine odaklanarak incelenmiştir. Sanat eylemine özne kavramı üzerinden bir yaklaşım, biyografik ve otobiyografik ifadelere odaklanılan bir tavır üzerinden oluşmaktadır. Sanat eyleminde öznenin varlığı ve değişkenliği biyografik ifadeler ile yorumlanmaktadır.












