Osmanlı Kültüründe Spor Ve Sembolizm: Lahanacılar-Bamyacılar Rekabetinin Mimari Ve Sanatsal Temsilleri Üzerine Bir İnceleme”
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Osmanlı Kültüründe Spor ve Sembolizm: Lahanacılar-Bamyacılar Rekabetinin Mimari ve Sanatsal Temsilleri Üzerine Bir İnceleme Banu Parlak Uğurlu1 Giriş Türklerde spor, Türk’ün gücünü, çevikliğini, bedensel yetilerini gösteren milli kültür varlıklarından birisi olagelmiştir. Diğer Türk devletlerinde olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde de güreş, avcılık, atıcılık, okçuluk, binicilik, kılıç, ağırlık kaldırma, gürz ve topuz kullanma, cirit, tepük gibi etkinlikler ön planda yer almaktadır. Yarışma biçiminde gerçekleştirilen güreş, binicilik, cirit ve okçuluk gibi sporlar daha sonraki yıllarda gelenekselleşmiş ve ata sporlarımız haline dönüşmüşlerdir Özellikle Osmanlı Devleti’nin ihtişamlı dönemlerinde güreş, atıcılık, binicilik, avcılık, okçuluk ve cirit oyunları sarayın ve padişahın desteklediği sporlar olarak göze çarpmaktadır (Güven, 1999: 11). Osmanlı Devleti’nde geleneksel anlamda spor alanındaki faaliyetlere bakıldığında, üç örgütlenmeden söz edildiği görülmektedir. Bunlardan ilki ve en önemlisi varlığını 21. yüzyılın başına kadar sürdüren spor tekkeleridir (Fişek, 2003: 215-216). Spor tekkelerinin yapıları incelendiğinde, gelirlerini iki kaynaktan aldıkları görülür. Tekke, Osmanlı padişahları tarafından kurulmuş ise “Miri” sayılıyor ve masrafı tekkeyi yaptıran padişahın bağladığı vakıf tarafından karşılandığı bilinmektedir. Bir kısım tekkeler de özel vakıflar ile kurulduğu için, devletin malı yani miri sayılmıyor, gelir gider hesabına o şehrin kadıları bakıyordu (Kahraman, 1989: 3).












