KEŞKEK SÖZCÜĞÜNÜN TÜRK KÜLTÜRÜNDEKİ KAVRAM ALANI
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Anadolu coğrafyasının Türk kültürüyle şekillenmeye başlaması 9.-10. yüzyıllara kadar dayandırılabilmektedir. Büyük medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadolu, özellikle 12.-13. yüzyıllarda kültür ve medeniyetin de şekillendiği bir merkez hâline gelmiştir. Göçebe hayattan yerleşik hayata geçen Türk topluluklarının büyük ve farklı medeniyetlerle bir araya gelmesi, özgün bir kültürün şekillenmesini de beraberinde getirmiştir. Her bir dönemi ayrı bir zenginlik içeren bu kadim kültür üzerine birçok çalışma yapılmış, dönemin çerçevesi ve özellikleri birçok yayınla kalıcı hâle getirilmiştir. Türk siyasi ve kültürel hayatının Anadolu coğrafyasındaki ihtişamlı görünümü, bugün bile canlı bir çalışma alanı olarak dikkat çekmektedir. Göçebe yaşantıdan yerleşik hayata geçen Türk topluluklarının sosyal ve kültürel yaşantılarında değişiklikler olmuştur. Bunlardan biri de yerleşik yaşantının tarımı getirmesiyle mutfak kültüründe gerçekleşmiştir. Bunun yanı sıra yerleşilen coğrafyalarda Türk kültürüne ve damak zevkine uygun tatlarla tanışan Türkler, bu tatları da benimseyip kullanmaktan çekinmemişler, Türk kültürüne özgü dokunuşlarla bu tatları zenginleştirmişlerdir. Bazı yiyecek ve içecekler salt bir beslenme aracı değil, aynı zamanda sosyal hayatın bir parçası olarak kodlanmış ve toplumsal bir nosyonla da kullanılmıştır. Bu türden yiyeceklerden biri ve Türk mutfağının önemli lezzetlerinden biri de “keşkek”tir. Keşkek sözcüğü Farsça kökenli bir sözcük olup sözlüklerdeki genel anlamı “buğday veya arpayla yapılan düğün yemeği” olarak geçmektedir. Keşkek sözcüğü ilk olarak 13. yüzyılda yazıya geçirilen Dânişmendnâme’de görülmüştür. Metinde yer alan anlam günümüzdekiyle aynıdır. Bu çalışmada keşkek sözcüğünün kökenine dair açıklamalar yapıldıktan sonra Türk kültüründeki kavram alanına dair açıklamalar yapılacaktır. Buradaki amaç, temelde sadece bir mutfak veya gastronomi unsuru olarak görülen keşkeğin Anadolu coğrafyasında nasıl algılandığı ve sosyal bir çerçeveyle nasıl anlaşıldığını da açıklamaya çalışmaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Kültürü, keşkek, Türk mutfağı, Dânişmendnâme.
The integration of Turkish culture into the Anatolian geography dates back to the 9th and 10th centuries. Anatolia, home to great civilizations, became a center of cultural and civilizational transformation, especially in the 12th and 13th centuries. As Turkish communities transitioned from a nomadic lifestyle to a settled one, their interaction with major civilizations led to the emergence of a unique culture. Many studies have been conducted on this ancient heritage, preserving its historical framework and characteristics through various publications. Even today, the grandeur of Turkish political and cultural life in Anatolia remains a significant field of research. The shift from nomadic to settled life brought changes to the social and cultural structures of Turkish communities, including their culinary traditions. Agriculture became an integral part of settled life, influencing food culture. As Turks encountered new flavors in their new settlements, they adopted and enriched them with elements unique to Turkish cuisine. Certain foods and beverages became more than just sustenance; they acquired social significance and became part of communal traditions. One such dish, considered a key element of Turkish cuisine, is “keşkek.” The word “keşkek” originates from Persian and is commonly defined as “a wedding dish made with wheat or barley.” The first recorded use of “keşkek” appeared in the 13th-century text Dânişmendnâme, where it held the same meaning as today. This study will first examine the etymology of the word and then explore its cultural significance. The main objective is to understand how keşkek is perceived in Anatolia—not merely as a dish, but as a social and cultural tradition. Keywords: Turkish Culture, keşkek, Turkish cuisine, Dânişmendnâme












